Saati Pahalı Yapan Nedir? Bir Zamanın Değeri Üzerine Bir Hikâye
Zaman, herkesin hayatında farklı bir anlam taşır. Kayseri’de bir kafe köşesinde, bir fincan kahve içerken saatimin bileklerimde nasıl bir yük oluşturduğunu düşündüm. Pahalı saatin, pahalı olmasının sadece markasıyla ilgisi olmadığını fark ettim. Zamanın kendisi, o kadar değerliydi ki, asıl pahalı olan, o zamanın nasıl geçirildiği, kimlerle paylaşıldığıydı.
O Anı Hatırlıyorum
Daha bir hafta önceydi, bambaşka bir gündü. Annem, eski bir saate sahipti. Babamın ona hediye ettiği bir saat, hem onun hem de babamın hayatındaki en değerli hatıralardan biriydi. O saatin zamanla aşındığını, kaybolan parıltılarının aslında geçmişin kaybolan izleri olduğunu fark etmemişim. Bir gün, o saat bozuldu ve annem o kadar üzülmüştü ki, hayatımda hiç görmediğim kadar silikleşmişti. O saatin bozulması, sadece bir eşyanın bozulması değildi; zamanın, o hatıraların, o günlerin kaybolduğunun farkına varmasıydı. Zamanı, bir obje olarak görmemek gerektiğini o an öğrendim.
O Saatin Değeri
Bir gün, anneme o saatin yenisini alacağım diye söz verdim. Ama o kadar çok düşündüm ki; bir saati, gerçekten değerli yapan şey ne? Sadece gösterdiği saat mi, yoksa geçmişin yansıması mı? Belki de bazen zaman, sadece “an”ın içinde kaybolan bir şeydir. O anı kıymetli yapan şey, sadece saatin ticari değeri değil, o saatin biriktirdiği anılar, geçen zamanın izleridir.
Günler geçtikçe, saat almak için para biriktirmeye başladım. Ama sonra, kazandığım paranın benim için ne anlam ifade ettiğini sorgulamaya başladım. Gerçekten bir saat almak, anneme bu kadar değerli bir hediye sunmak istesem de, acaba tam olarak neyi başarıyor olacağım? Belki de o saatin değeri, bir kutunun içindeki sıfır rakamlarından değil, birlikte geçirilen zamanlardan gelecekti. Zamanı kısıtlayan bir şey almak, zamanın aslında bir sınır tanımadığını unutmama sebep olmuştu.
O Günü Unutamam
Bir sabah, saat almak için çıktım. Anneme güzel bir saat alabilmek için, içinde anlam barındıracak bir şeyler arıyordum. Ancak, raflarda parlayan her şey bir anda değersizleşti gözümde. O kadar çok marka, o kadar fazla seçenek vardı ki… Ne aradığımı bile bilmiyordum. Sonunda, sadece bir saat almakla kalmadım; kendime de bir şeyler kazandırmam gerektiğini fark ettim. O saat değil, o zamanın geçişi önemliydi. Belki de, saati pahalı yapan şey, aslında sadece bir zaman diliminin en iyi şekilde geçmesi gerektiğiydi.
Saatin şık, pahalı olması, ya da ne kadar gösterişli olduğu değil, geçirdiğimiz her anın içinde o anı kıymetli kılan, o anı birlikte geçirdiğimiz insanlar ve o anda hissettiklerimizdi. O günden sonra, zamanın değerini, annemle bir arada olduğum, değerli anılarla dolu saatlerde buldum. O saatin fiyatı, sadece para biriktirerek alabileceğim bir şeydi. Ancak onun değerini anlamak, bir ömür boyunca beraber geçirilen zamanlarda gizliydi.
Sonunda Anladım
Şimdi, saati pahalı yapan nedir sorusunun cevabını biliyorum. O saat, sadece bir aksesuar değil, onu taşıyan kişinin yaşadığı zamanın, hatıralarının, duygularının, paylaşımlarının bir yansımasıydı. Para kazanmak, her zaman her şeyi çözmüyor. Zaman, her şeyin ötesinde, her saniyenin içinde gizli bir değer taşıyor. Bunu fark ettiğimde, saatin değerinin ne kadar önemli olduğunu, onun birikmiş hatıralarda yattığını anladım.
O saat, artık sadece zamanın göstergesi değil, her geçen dakikanın, geçen yılların, yaşanılanların, kaybolan anıların taşıyıcısıydı. Belki de hayatın anlamı, o saatlerin içindeki anılarla şekillenir, her an kıymetlidir ve zaman en pahalı şeydir.