Menfa Ne Demek Edebiyatta? Bir Sözcüğün Derinliği
Kayseri’nin arka sokaklarında yürürken, her adımda geçmişin gölgesi biraz daha belirginleşiyor. Biraz ilerideki kafede oturan bir çifte bakıyorum. Konuştukları her şey birbirini takip ediyor, kelimeler birbirine karışıyor. Bir yanda sohbetin sıcaklığı, diğer yanda ise bir kelime: menfa. Bu kelime, birinin dilinden kayarak süzüldü ve bir anda her şeyin anlamını sorgulamaya başladım.
Edebiyat dünyasında, bir kelime bazen sadece bir sözcük değil, hayatın tüm karmaşasını içinde barındıran bir yük olur. İşte menfa da öyle bir kelime.
Bir İlk Aşk ve Hayal Kırıklığı
Bir zamanlar, üniversite yıllarımda bir edebiyat dersinde hocamızın açıklamaları arasında geçen bu kelime, gözümde bir ışık gibi parladı. Menfa… Bütün o yaşadığım hayal kırıklıklarının, unutulmuş umutların anlam bulacağı bir kelime. Menfa, “çıkar” anlamına geliyor, ancak öyle derin bir anlam taşıyor ki, birinin çıkarını gözetirken bir başkasının kalbini kırmak gibi… İçimde bir şeyler koptu o an, derin bir boşluk hissettim.
Bir zamanlar, ilk büyük aşkımı yazmaya başlamıştım. Hayatımda ilk kez birine karşı hissettiklerimi kelimelere dökme cesaretini bulmuştum. Şiirler, yazılar, mektuplar… Ama bir anda, o eski duygularımı yakından tanıyan bir insan, bir yerlerde menfa demişti. O an ne hissettim biliyor musunuz? Bir çığlık atmak, her şeyin anlamsız olduğuna inandırmak, belki de yaşadığım her şeyin bir oyun olduğuna kendimi inandırmak. Menfa… Birinin çıkarı için kırılan kalbim, bir zamanlar güvenle bağladığım kalbim. O söz beni o kadar derinden etkiledi ki, kalbimde bir yara açıldı. Aşkımı kaybetmenin acısından da fazlasıydı bu; bu kelimenin taşımış olduğu anlam, bende bir hayal kırıklığı yarattı.
O yazıdaki umutlarım, o duygu yüklü kelimelerim, yalnızca menfa için boşa gitmişti gibi geldi.
Bir Cümlede Menfa’nın Derinliği
Bir süre sonra, bu kelimeyi daha fazla düşündüm. Belki de herkesin yaşadığı bu hayal kırıklığının, sevdiği insanlardan aldatılmanın, bir ilişkide yalnızca çıkarlar üzerinden hareket edilmesinin adıdır menfa. Yani sadece edebiyat kitaplarında ya da derslerde karşılaştığımız bir kavram değil, her birimizin kalbinde bir şekilde yer edinmiş. Bu yüzden mi edebiyat, bazen insanın içindeki en derin yaralara dokunur?
Edebiyatın gücü burada değil mi? Bir kelime, bir cümle, bir anlatım bütün iç dünyanızı sarar. Kendinizi bulduğunuz yer, bir anda geçmişinize dönüş yapmanızı sağlayan bir yer olur. O hayal kırıklığını, o kırık dökük umutları, o terkedilmiş duyguları tekrar yaşarsınız. Menfa… Hem çok basit hem de çok derin bir kelime. Birini kaybetmenin, bir şeyleri yitirmenin anlamını taşır. Ama yine de, insan bir şekilde hayata devam eder. Kırılan kalbimizi tamir etmek için edebiyat bize bir yol gösterir.
Menfa: Hüsranın ve Umudun Bileşkesi
Hayatımda her şey o kadar hızlı değişti ki, menfa artık bana sadece bir kırıklık gibi gelmiyor. Bir insanın çıkara dayalı bir ilişkisini, bir başka insanın hislerine zarar vererek yaşadığı dönemini hatırlatıyor. Ama bu kelimeyi artık farklı bir şekilde görüyorum. Bazen çıkarlar yüzünden kaybedilen bir insan, bazen de çıkarların içinden bir şekilde doğan bir umut olabilir. Bir tek menfa bile insana, doğru yolu bulma noktasında bir ışık yakar.
Kendimi bazen şöyle de düşündüm: “Ya çıkarlarım yüzünden kaybettiklerim için pişman oldum ama belki de sonunda bu hatalarım, bana daha doğru olanı bulmamı sağlayacak.” İşte bu düşünceler beni umutlu kılıyor. Menfa, kaybedilen bir kalbin, terk edilen bir sevdanın kelimesi gibi görünse de; bir yandan da bize hayatın içinde kaybolanları yeniden bulma gücü verir.
Menfa’nın Beni Dönüştürdüğü Anlar
Birçok insan çıkarlar peşinde koşar ve bazen bu çıkarlar öylesine göze batar ki, sevdiğin birini ya da seni gerçekten seven birini kaybedersin. Ama işte, menfa’nın asıl anlamı burada yatıyor. Kendi çıkarları uğruna başkalarını kullanmak, bir noktada seni çok yalnız bırakır. Bunu anladım. Belki de menfa, bir uyarıdır: Çıkardan çok, insanın kalbine yönelmek gerekir.
O yüzden bu kelimeyi artık başka bir şekilde algılıyorum. Evet, menfa; çoğu zaman hüsranla, kayıpla gelir ama aynı zamanda bir yolun sonu da değildir. Her kayıptan sonra, bazen başka bir şey doğar. Kendini bulduğun, hayata yeniden bağlandığın anlar gelir. Tıpkı o eski şiirimi yazarken hissettiğim gibi; menfa’yı yazarken kaybettiğimi düşündüm ama sonunda onu anlamamı sağlayan şey yine kendim oldu.
Sonuç: Menfa’nın Bize Anlattığı
Sonunda, menfa kelimesinin bana ne kadar derin anlamlar yüklediğini fark ettim. Bu kelime yalnızca “çıkar” demekle sınırlı değil. Hayal kırıklığını, umutları, kayıpları ve yeniden doğuşu içeriyor. Edebiyat, işte tam da bu yüzden insanın ruhuna dokunur. Bir kelimeyle, geçmişte yaşadığınız tüm duygulara ulaşabilirsiniz. Belki de menfa, hem kaybettiğimiz hem de yeniden bulduğumuz bir şeyin, hayatın karmaşasının ta kendisidir.